Adnan Güllüoğlu: Bir amaç varsa, o amaca ulaşmak isteniyorsa bunun yolu ilkeli siyaset yapmaktır

Bir amaç varsa, o amaca ulaşmak isteniyorsa bunun yolu ilkeli siyaset yapmaktır

90'lı yılların İçişleri Bakanı Akşener'i ve asit kuyularını, beyaz torosları, listede adı olsun olmasın her zaman arkasına bakarak eve girip çıkanlarla göstere göstere işlenen faili belli işlenen cinayetleri hatırladık. Kirli Hendek Savaşı döneminin Başbakan'ı Davutoğlu'nun "darbe yapmak için şartların olgunlaşmasını" bekleyen Kenan Evren gibi "Hendeklerin kazıldığını biliyorduk ve 2 yıl müdahale etmedik" dediğini, öldürülen çocukların kokmasın diye buzdolabına koyduğunu, kaldırılmasına izin verilmeyen cenazeleri köpekler yemesin diye pencerede nöbet tutanları, çocuğunun kemiklerini ödemeli koli ile alan anneyi ve torba içinde teslim alan babayı hatırladık. Yine ilk okullardaki çocuklara andımızı yeniden okutulmasını isteyen Kılıçdaroğlu ve partisinin12 Eylül anayasasına aykırı olduğunu bile bile yapılan uygulamalarda, parlamentoda iktidarın yanında sayısız defa yer aldığını, böylece binlerce insanın mağdur edildiğini de sayısız örnekleri ile birlikte hatırladık. CHP’nin C.Başkanı adayı Ekmeleddin İnsanoğlunu ve seçimi kaybedince MHP'den millet vekili olduğunu da zaten hiç unutmadık

Adnan Güllüoğlu

16.09.2022, Cum | 16:30

Bir amaç varsa, o amaca ulaşmak isteniyorsa bunun yolu ilkeli siyaset yapmaktır
Makaleyi Paylaş

Türkiye'de siyasetin ve kullanılan dilin seviyesi seçim yaklaştıkça düşüyor. Başta ulusal sorunu olan Kürd'ler olmak üzere statükocu ve tekçi düşünen partilerin etnik ve inançta farklı olanlara bakış açılarındaki değişmez katı anlayışları daha net olarak ortaya çıkıyor. Bu saatten sonra  kimse önceki seçimlerde olduğu gibi olmadık vaatlerle statükocu partilerin peşinde üç maymunları oynayarak seçmeni kandırmaya çalışması artık nafile çabadır. Halkın gözünde bu saatten sonra "Külah düştü, keller göründü."

Kim ne derse desin 6'lı masanın bu gün  seçimlerde alternatif olabilme şansı yaptığı kayda değer muhalefet sayesinde olmadı. Denetlenebilir Başkanlık Sistemi'ni tartışmak yerine HDP'nin "Seni başkan yaptırmayacağız" lafı sonrası iktidar yüzünü MHP'ye çevirdi ve statükodan yana tekçi anlayışa döndü. Ekonomi ve dış politikadaki başarısız uygulamaları sayesinde de ülkeyi getirdiği durum 6'lı masaya alternatif olabilme şansını verdi. Yoksa bu gün iki ittifak arasında tercihe neden olacak bir fark yok.

Millet İttifakı bu şansı kullanıp seçmene adına "güçlendirilmiş parlamenter sistem" dediği bildik modeli ve içi boşaltılmış demokrasi, hak, adalet, eşitlik gibi öneriler sunuyor, Erdoğan giderse güllük gülistanlık bir Türkiye ve gelecek vaat ediyor. Cumhur ittifakı ise "Erdoğan giderse beka tehlikeye girer"  diyerek korku ve felaket senaryoları ile birlikte Kızıl Elma ve Fetihlerle dolu 2071'e kadar sürecek, aya adam göndermek dahil ayakları havada bir sürü vaatlerden dem vuruyor. Böylece seçmen bu iki tekçi anlayışın ürünü ittifaktan birini diğerine karşı tercih etmek zorunda bırakmak isteniyor. Daha önceki yazılarımda  belirtmek istediğim gibi her iki ittifakın son tahlilde siyasi amacı ülke kurulduğundan beri var olan ve sorunların kaynağını oluşturan mevcut statükonun korunması ve dayandığı tekçi anlayışın bir yüzyıl daha devam etmesini sağlamak. Böylece uygulanan zora dayalı asimilasyon politikasının bir 100 yıl daha her ne pahasına olursa olsun sürdürmek.

1.paylaşım savaşı sonrası dünyada ve Seçim öncesi Ortadoğu’da değişen  dengeleri gözlemeyip bu politikanın artık baskı ve şiddet ile sürdürülebilir olmadığı gerçeğini tartışmak yerine iktidar ve 6'lı masa Süleyman Şah'ın mezar yeri veya  Sultan Vahdettin’in hain olup olmadığı gibi gereksiz konuları gündeme getiriyorlar. Böylece sözbirliği ederek  dünyadaki örnekleri ile birlikte, farklı ve çağdaş demokratik sistemlerin (denetlenebilir başkanlık ve buna bağlı otonom, yada eyalet sistemi ve her yönü ile ) tartışılmasına da engel oluyorlar. Sonuçta her iki ittifak demokratik  ortamda sorunların tartışılmasına ve halkın buna göre karar vermesine de ustaca engel oluyorlar.

Cumhur ve Millet İttifakı'nı oluşturan partilerin ortak özelliği PKK ve yaptığı  eylemleri kullanarak Türkiye'de ve Türkiye dışında nerede yaşayan bir Kürd varsa ulusal, demokratik ve insani  taleplerini yok saymak.

Bu yok saymaya rağmen, her iki ittifakı düşündüren seçim kazanmak için Kürd oylarına olan ihtiyaçları var. Bu oyları almadan iki ittifakında yüzde 51 oyu alıp seçim kazanma şansı yok. Bu basit matematik hesabını görüp yorum yapan Gürsel Tekin seçimi kazanmak için "HDP'ye bakanlık verilebilir “diyerek kişisel görüşünü açıkladı. Daha önce HDP'ye bakanlık verildiğinde gıkı çıkmayanların "ayranı kabardı" ve Gürsel Tekin Kürd ulusal haklarından söz etmiş gibi linç edilmek istendi. İktidar ve ortağı PKK ile bağlantı kurarak "Öküz altında buzağı aradı" 6'lı masada yer alan partiler tepkiler ile geçmişten bu yana değişen bir anlayışlarının olmadığını gösterdiler.

Böylece 90'lı yılların İçişleri Bakanı Akşener'i ve asit kuyularını, beyaz torosları, listede adı olsun olmasın her zaman arkasına bakarak eve girip çıkanlarla göstere göstere işlenen faili belli işlenen cinayetleri hatırladık. Kirli Hendek Savaşı döneminin Başbakan'ı  Davutoğlu'nun "darbe yapmak için şartların olgunlaşmasını" bekleyen Kenan Evren gibi "Hendeklerin kazıldığını  biliyorduk ve 2 yıl müdahale etmedik" dediğini, öldürülen çocukların kokmasın diye buzdolabına koyduğunu, kaldırılmasına izin verilmeyen cenazeleri köpekler yemesin diye pencerede nöbet tutanları, çocuğunun kemiklerini ödemeli koli ile alan anneyi ve torba içinde teslim alan babayı hatırladık. Yine  ilk okullardaki çocuklara andımızı yeniden okutulmasını isteyen Kılıçdaroğlu ve partisinin12 Eylül anayasasına aykırı olduğunu bile bile yapılan uygulamalarda, parlamentoda  iktidarın yanında sayısız defa yer aldığını, böylece binlerce insanın mağdur edildiğini de sayısız örnekleri ile birlikte hatırladık. CHP’nin C.Başkanı adayı Ekmeleddin İnsanoğlunu ve seçimi kaybedince MHP'den millet vekili olduğunu da zaten hiç unutmadık.

Şimdi Kılıçdaroğlu 6'lı masanın Cumhur Başkanı adayı olmak istiyor. Böylece Demirtaş’ın demokrasi, adalet ve eşitlik diyerek ulustan ve statüden söz etmeden Kürd muhalefetini dahil etmek  istediği tekçi sistem içine Kılıçdaroğlu'da seçimleri kazanarak alevi muhalefetini "sözde" laik sisteme dahil etmek istiyor. Akşener'de Kılıçdaroğlu'nun hem alevi ve Kürd olduğu için seçilme şansının olmadığını bu nedenle ülküdaşı ve CHP'li Ankara Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın Cumhur Başkanı ve  kendisinin de yenilenmiş parlamenter sistem ile birlikte başbakan olmak istiyor.

Bunların dışında Millet İttifakı'nın kayda değer, R.Tayyip Erdoğan karşıtı olmak dışında geleceğe dair umut veren bir söylemleri yok.

Muhalefetin zerinde önemle durduğu ve çözeriz dedikleri en önemli sorunun ekonomi olduğunu kabul edelim. Yine yazılarımda sürekli değindiğim ve tekrar tekrar etmekte yarar gördüğüm  Türkiye'deki ekonomik ve siyasi  sorunların gerçek nedeni bir ilk okulun bile nereye yapılıp yapılmayacağına karar veren statükocu ve merkeziyetçi  anlayıştır.

Geçmiş seçimlerde olduğu gibi  statükocu partilere ve adaylarına oy vermenin bir yararı olmadığı artık görülmelidir. İlkesiz kurulan ittifaklarda  hak, hukuk, demokrasi, insan hakları ve eşitlik için verilen sözler her zaman seçime kadardır ve seçim sonrası  unutulur gider. İlkeli ve yazılı kurulan ittifaklar geleceği ve yapılması gerekenleri belirler. Bu nedenle ilkesiz, kısa vadeli sadece örgüt veya bireysel çıkarlar için yapılan ittifaklar ile bir yere varılamaz. Bir amaç yoksa alınan oyların çokluğunun da anlamı yoktur. Bir amaç varsa ve o amaca ulaşmak isteniyorsa, bunun birtek yolu var, oda  ilkeli siyaset ve ilkeli ittifak yapmaktır.

A Güllüoğlu

Bu makale toplam: 1255 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:07:28:25
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Adnan Güllüoğlu

Yazarın Önceki Yazıları

Kürt kadınının saçını keserek verdiği acılı mesaj Devletin Çirkin Yüzü; Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi Özür Dilemek Erdemdir Türkiye'de Yapılan Darbelerin Tek Amacı Statükoyu Korumaktır Zilan Katliamı / Komkujiya Zilan Adnan Güllüoğlu: Problemler anlaşılmadan çözülmez Kör Topala 'Nasıl Gidiyor' Diye Sormuş, Topalda Köre 'Gördüğün Gibi' Demiş Tencere Dibin Kara, Seninki Benden Kara CHP Eski Tas, Eski Hamam 72 yaşındaki bir kadına doktor ayıbı Evlat Sevgisinin simgeleri: Cumartesi Anneleri HDP'nin beyinlere yerleştirmek istediği mantık Yeter Demenin Zamanı Geldi ve Artık Geçiyor Anti-Marksist Devrimcilik Bir Doğrunun Ardına Kırk Yalanı Sığdırmak Tekçi Düşünce Kuzu Postu Giymiş Kurt Gibidir Denetlenebilir Bir Başkanlık Sistemi ve Bölgelere Ayrılmış Türkiye Bir Kadın Kahraman Leyla Kasım Hiç Bir Anne Evladını Siyasi Bir Amaç İçin Kullanıp Feda Etmez İlkesiz Yapılan Siyasetin Başarı Şansı Yoktur Kimin Kaçtığı, Kim Savaştığı Değil önemli Olan Kürd Halkı ve Bu Halkın Geleceği İçin Kim Ne İstiyor Düşündürücü Olan ve Yanıt Bekleyen Sorular Enlerin 1 Mayıs Kutlaması Devlet ve Demokrasi Geleneği Siyasette Tutarlı Olana Saygı Duyulur Değerlerine Sahip Çıkmayan Ezilen Uluslar Yok Olmaya Mahkumdur! Eleştiri ve Özeleştiri Kürdler Neden Size Oy Versin? Barzaniler, yine Kürt ve Kürdistan karşıtlarının hedefinde HDP Nereye Gidiyor? CHP ve Kürtler Irkçı validen Kerkük'te Newroz yasakları Devleti Olmayan Her Halk Yalnızdır Teslimiyet Ölüme, Direniş Zafere Götürür Azınlığın Azınlığı Olmak Savaşlarda Taraf Olunur! Putin'e Dünya Dur Denmeli Türkiye'de Antiemperyalist Olmak Savaşa Hayır! İşlenen Kadın Cinayetleri ve Nedenleri Taş Yerinde Durduğu Kadar Ağırdır Sorunların Adı Doğru Konmadığı Sürece Üstü Örtülerek Çözülmez Anlayan varsa beri gelsin Mustafa Kemal Kürd Sorununu Çözmek İçin Çaba Harcadı mı? Türk Solunun Dayanılmaz Kibri Ana Dilde Seçmeli Anadil'e "Yetmez ama Evet" Sezen Bahane Kemalizm ile Türk İslam Sentezcilerinin İttifakı Şahane Şaka Gibi Kim hesap soracak? İmralı mı, Edirne mi? Hoş Ama Boş Konuşmak Kılıçdaroğlu ve Stockholm Sendromu
x