Adnan Güllüoğlu: Eleştiri ve Özeleştiri

Eleştiri ve Özeleştiri

Herkes, söylenen her şeye amin derse yeni görüşler ortaya kınamaz ve varsa yapılan yanlışlar görülmez. Bunun için eleştiriye açık olmak şarttır. Hatalardan arınmak ve dersler çıkarabilmek için kişi ya da siyasi yapılanmalar geçmişlerini eleştirel bir gözle değerlendirmelidir.

Adnan Güllüoğlu

17.04.2022, Paz | 11:49

Eleştiri ve Özeleştiri
Makaleyi Paylaş

Farklı olanı tekleştirmek için baskının egemen olduğu düzene karşı insana ve insan haklarına uygun yeni bir toplumsal düzen savunan herkesin kendine göre ilkeleri ve bu ilkeler doğrultusunda benimseyip seçtiği bir mücadele biçimi vardır. Bu ilkeler ile şekillenen görüşler ortaya konur ve tartışılarak doğrulara ulaşılır. Bu nedenle her görüş eleştiriye açık olmalıdır.

Herkes, söylenen her şeye amin derse yeni görüşler ortaya kınamaz ve varsa yapılan yanlışlar görülmez. Bunun için eleştiriye açık olmak şarttır. Hatalardan arınmak ve dersler çıkarabilmek için kişi ya da siyasi yapılanmalar geçmişlerini eleştirel bir gözle değerlendirmelidir.

 Siyasi mücadelede eleştiri ve özeleştirinin hayati önem taşıyan yeri vardır. “İş yapan hata yapar" ancak yapılanın hata olduğu ortaya çıkıp anlaşıldığında da bu hatanın özeleştirisi mutlaka verilmelidir. Bu yapılmadığı takdirde yapılan hatalar sürekli tekrarlanır ve o siyasi hareketin içinde ne kadar kararlı ve ağır bedeller ödeyen insanlar olursa olsun halkın güveni zamanla yok olur gider. Halk adına mücadele ettiğini iddia ettiği halde, yapılan eylemlerde örgüt çıkarını halkın çıkarını üstünde tutan örgütler hata yapmaya mahkumdur. Çünkü örgüt çıkarı ile halkın çıkarı her zaman aynı paralelde olmaz. Bu nedenle örgüt çıkarı için yapılan ve halka zarar veren eylemlerin özeleştirisini vermekten kaçınırlar ve halkı ödemek zorunda bıraktıkları bedellere baş başa bırakırlar. Sonra yeni eylemlerden uzak duran, bedel ödemekten yorgun halkı duyarsızla suçlamaya başlarlar.

İnancı uğruna bedel ödeyen her insan saygındır, saygıyı hak eder. Ancak bir siyasi bir görüşün doğruluğu veya yanlışlığı bedel ödeyen insanların az ya da çok olması ile ölçülemez. Sadece ödenen bedel eleştirilere yanıtta olamaz. Bedel ödemeden amaca ulaşılmaz ancak siyasi örgütlerin önemli bir görevi de "koy desinler “diye değil eylem yapmak değil, en az bedel ödeyerek amaca ulaşmak olmalıdır.

Ciddiyet ve etik açıdan önemli olan bir diğer konu da inandığı ilkeler uğruna canını veren isimlerin ardına sığınarak siyaset yapmak. Onların uğruna öldüğü ilkelerin üstünü çizdikleri halde sadece isimlerini siyasi amaçlar için kullanmak ahlaki değildir. Çünkü o insanlar inandıkları ilkeler ile birlikte isimlerini anılmasını için kendilerini feda ettiler.

Bazı kişiler isimleri yıpratılacak diye, ya da ihanet ile suçlamak ve tecrit edilmek endişesi ile suskun kalabilir. Kendini halkına karşı sorumlu hissedenler geçmişten aldığı deneyimler ile "taktik" denilerek amacından uzaklaşan bir görüşü ve ortaya konan ilkesiz bir mücadele biçimini eleştirel gözle değerlendirmek zorundadır......

Bu ülkede daha doğmamış çocukların bile ödeyeceği bedeller bugünden bellidir. Eleştiride olsa yazılan her yazının risk taşıdığını, bugün ya da yarın ödenecek bir bedeli olduğunu herkes biliniyor. Bunu güze alıp eleştiri yapanlara izin vermek, ya da engel olmak hiçbir örgütün ve kişinin haddine ve üstüne vazife   değildir. Eleştiri yapanlara karşı sözde demokrasiyi savunmalarını rağmen kendi totaliter rejimlerini kurmak isteyen bir avuç insanlar ve onların izinde giden alanları tahammül etmezler. Taban etkilenir endişesi ile kişisel karalama, şiddet hatta yok etmek dahil her türlü yöntemi kullanıp eleştirilere engel olmaya çalışırlar. Şiddet uygulayamadıkları zamanlarda da eleştirilere yanıt vermek için, ezberlerle donanmış gönüllü ya da örgütlenmiş hazır kıtalar, eleştiri ile ilgisi olsun olmasın, basma kalıp yanıtlar vermek için devreye girerler. Okuduğunu anlamadan yanıt vermekten aciz, saygısızca insanları eleştiri yapmalarına engellemek için hakaret etmeye başlarlar.

Bu mücadele zorluklarla, çeşitli tuzak ve ihanetlerle dolu. Her hatanın ve her yanlışın en ağır bedelini uğruna mücadele verildiği söylenen halka canı ile, malı ile ödettiriliyor. Bu nedenle ileriye dönük halk adına bir adım atılmasını isteyen kişi ve örgütler, adım armadan önce iki defa düşünülmelidir. “Ben yaptım oldu “demek sadece kendini tatmin etmek içindir.

Yapılan yanlışlara, yanlışların defalarca tekrarına karşı çıkmak, ilkesiz, amaç dışı, kulağa hoş gelen ütopik görüşlere karşı kendi insanını uyarmak için eleştiri yapmak herkesin hakkıdır. Farklı amaçlar için kullanılmasına izin vermeden suistimal etmeden, doğruları ortaya çıkarabilmek için eleştiri şarttır ve bu hak korumalıdır.

Bu makale toplam: 1448 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:17:26:53
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Adnan Güllüoğlu

Yazarın Önceki Yazıları

CHP Eski Tas, Eski Hamam 72 yaşındaki bir kadına doktor ayıbı Evlat Sevgisinin simgeleri: Cumartesi Anneleri HDP'nin beyinlere yerleştirmek istediği mantık Yeter Demenin Zamanı Geldi ve Artık Geçiyor Anti-Marksist Devrimcilik Bir Doğrunun Ardına Kırk Yalanı Sığdırmak Tekçi Düşünce Kuzu Postu Giymiş Kurt Gibidir Denetlenebilir Bir Başkanlık Sistemi ve Bölgelere Ayrılmış Türkiye Bir Kadın Kahraman Leyla Kasım Hiç Bir Anne Evladını Siyasi Bir Amaç İçin Kullanıp Feda Etmez İlkesiz Yapılan Siyasetin Başarı Şansı Yoktur Kimin Kaçtığı, Kim Savaştığı Değil önemli Olan Kürd Halkı ve Bu Halkın Geleceği İçin Kim Ne İstiyor Düşündürücü Olan ve Yanıt Bekleyen Sorular Enlerin 1 Mayıs Kutlaması Devlet ve Demokrasi Geleneği Siyasette Tutarlı Olana Saygı Duyulur Değerlerine Sahip Çıkmayan Ezilen Uluslar Yok Olmaya Mahkumdur! Kürdler Neden Size Oy Versin? Barzaniler, yine Kürt ve Kürdistan karşıtlarının hedefinde HDP Nereye Gidiyor? CHP ve Kürtler Irkçı validen Kerkük'te Newroz yasakları Devleti Olmayan Her Halk Yalnızdır Teslimiyet Ölüme, Direniş Zafere Götürür Azınlığın Azınlığı Olmak Savaşlarda Taraf Olunur! Putin'e Dünya Dur Denmeli Türkiye'de Antiemperyalist Olmak Savaşa Hayır! İşlenen Kadın Cinayetleri ve Nedenleri Taş Yerinde Durduğu Kadar Ağırdır Sorunların Adı Doğru Konmadığı Sürece Üstü Örtülerek Çözülmez Anlayan varsa beri gelsin Mustafa Kemal Kürd Sorununu Çözmek İçin Çaba Harcadı mı? Türk Solunun Dayanılmaz Kibri Ana Dilde Seçmeli Anadil'e "Yetmez ama Evet" Sezen Bahane Kemalizm ile Türk İslam Sentezcilerinin İttifakı Şahane Şaka Gibi Kim hesap soracak? İmralı mı, Edirne mi? Hoş Ama Boş Konuşmak Kılıçdaroğlu ve Stockholm Sendromu
x