Aziz Yağan: Berlin, Kiev, Diyarbakır

Berlin, Kiev, Diyarbakır

Toprağına statü isteyenler, statü istemese de toplumuna sahip çıkanlar bu gibi süreçlerde nasıl tutum takınırdı? Günümüzde yaşanan krizlere ya da mevcut geriliklere karşı nasıl tutum takınmalı? Bunları düşünmeye, ortak dertler haline getirmeye başlamayan bir toplum dejenerasyona, yerinden olmaya ve asimilasyona karşı güçlü müdür?

Aziz Yağan

01.03.2022, Sal | 12:41

Berlin, Kiev, Diyarbakır
Makaleyi Paylaş

Sebepleri birbirine benzemeyen ancak süreç, tutum, sonuç, etkileri açısından dikkat çekilmesi gereken üç farklı kent var.


İlki, Berlin savunması. Almanya ikinci dünya savaşından beri profesyonel askerlerden ve teknik üstünlükten oluşan ordusunu güçlendirmemekte ısrarcıydı. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı Almanya’nın bu yaklaşımında kırılmaya neden oldu ve ordunun güçlendirilmesi kararı alındı. Dünyanın en iyi silahlarını üreten, en büyük silah tedarikçilerinden olan Almanya, savunma harcamalarına bir kereye mahsus olmak üzere, anayasa ile güvence altına alınarak, 100 milyar Euroluk ek fon ayıracak. Ayrıca, gayri safi yurtiçi hasıladan savunma yatırımı için yüzde 1.55 yerine en az yüzde 2’sinden fazlası ayrılacak. Bu hazırlığa toplum, siyasi partiler ya da STK’lar “savaşa hayır, savaşa bütçeye hayır, barış yapılsın” demiyor. Sosyal Demokrat Parti de itiraz etmiyor ancak Almanya’nın savunmaya bu kadar harcama yapmasına karşı çıkarak Avrupa ordusu kurulmasını öneriyor.

 

İkincisi, Kiev savunması. Rus ordusu Kiev’e ilerlerken ve bomba yağdırırken Kievliler hükümetlerinin, devletlerinin savunmaya geçmesine itiraz etmedi, “savaşa hayır, silahlanmaya hayır, barış yapılsın” demedi.

 

Almanya, Rus yayılmacılığının kendilerine de ulaşacağını ve Suriye’de olduğu gibi yayıldığı bölgeyi terk etmeyeceğini bildiği için ordusunu güçlendirme kararı aldı. Ukrayna ise Rus saldırısına karşı direnişi seçti. Avrupa ise yeni bir paradigmaya kendini hazırlıyor.

 

Almanya’nın ordu ve Ukrayna’nın direniş kararına vatandaşlarından, partilerinden itiraz eden olmadı. Eğer olursa, Almanya’daki ve Ukrayna’daki toplum tarafından bu itiraz nasıl karşılanır?

 

Üçüncüsü, ‘Diyarbakır savunması!’ hazırlığı alenen yapılan hendek sürecinde Türkiye askeri operasyon başlatınca hemen hemen tamamı Kürd olan bir kesim Ankara’nın operasyonları durdurmasını dile getirdi. Bunu imzalı çağırılarla, yürüyüşlerle, işyeri boykotlarıyla, kepenk ve kontak kapatmalarla, toplu taşımacılığın durdurulmasıyla somutlaştırdı.

 

Bölge siyasetçileri, sivil toplum kuruluşları ve aktivistler sürece yanlış yaklaştı. PKK’ye ‘hendekleri kazamazsın’ ya da ‘hendekleri ve kentleri terk et’ denilmesi gerekirken siyasi partiler, stk’lar, aktivistler ‘çözüm süreci’ günlerindeki gibi arabulucu rolüne devam etmeye çalıştılar. Sürecin değiştiğini ve yıkımın gelmesini önemsemediler.

 

Aralık 1991’de Saddam’ın kimyasal saldırı riski günlerinde şunlar yaşandı: Diyarbakır’dan gitme imkanına sahip insanlar evlerini ve işlerini bırakarak kaçtı. Şehirde sadece yoksullar ve resmi görevliler kaldı. Sahiplerinin “güvenli kentlere” gittiği evler gündüz vakti kamyonlarla soyuldu; bazı soygunlarda komşular bilmeden eşya yüklenmesine yardım etti. Yoksul insanlar karaborsadan yüksek fiyatlarla satın aldıkları naylonlarla evlerinin pencerelerini kapladı, Saddam bandı ile bantladı. Böyle odalarda soba zehirlenmesinden ölen aileler oldu. Saddam tehlikesi geçince kentin varlıklı insanları tekrar ‘vatanlarına’ döndü. 

 

Köy boşaltmaları, faili meçhuller, 6-8 Ekim, hendekler gibi süreçlerde Diyarbakır ya da bölge risk altındayken tehlikeyi öngören, durdurmaya çalışan, taviz vermeyen, dayanışmayı ve direnişi örgütleyen tanıdığınız kişi, STK ve siyasi partileri sayar mısınız?

 

Bunca yıl yıkım getiren olayları sayısız kez yaşamış bir toplum nasıl olur da yaklaşanı öngöremez, önlem alamaz, itiraz edemez, direnç gösteremez, çocuklarını, ekonomisini, beşeri sermayesini bırakın güçlendirmeyi korumaya bile çalışmaz?

 

Almanya ve Ukrayna nasıl güvenliğini tehdit edene ve onun yanında yer alan kişi ve kurumlara karşı durursa, hendeklerde de Türkiye aynı tavrı gösterdi. Bu normaldi.

 

Anormal olan o sürece, yıktırana ve yıkana karşı çıkan ve toplumunu toprağında, kültüründe, geleceğinde tutma duygu ve iradesine sahip birey, STK ve partilerinin olmaması. 

 

Toprağına statü isteyenler, statü istemese de toplumuna sahip çıkanlar bu gibi süreçlerde nasıl tutum takınırdı? Günümüzde yaşanan krizlere ya da mevcut geriliklere karşı nasıl tutum takınmalı? Bunları düşünmeye, ortak dertler haline getirmeye başlamayan bir toplum dejenerasyona, yerinden olmaya ve asimilasyona karşı güçlü müdür?

 

PKK, hendek yerine silahlı çatışmalarını tüm kent alanlarında başlatsaydı ‘otokton’ entelektüellerimiz, varlıklılarımız, aktivistlerimiz, meslek sahibi olup da devlette çalışmayan insanlarımız çatışmalara son verdirici ve PKK’yi aforoz edici eylem ve girişimlerde mi bulunurlardı yoksa 1991’de Saddam’ın kimyasal saldırı riskinde olduğu gibi soluğu Ankara ve İstanbul’da mı alırdı? 

 

Toprakları yakılıp yıkılırken, insanlarımız, tarihimiz yok edilirken, ekonomimiz ve iç güvenimiz tahrip edilirken, kiminin de “PKK’nin ilerici bir ‘ulusal kurtuluşçu’ olduğunu sanıyorduk.” deme hakkının olmadığını anımsatmak gerekiyor.

 

Ukraynalılar yaşlı ve çocuklarını Avrupa’ya teslim edip geri dönüyor. Geçmişte ise aynı Avrupa kapılarını Kürdlere sonuna kadar açıp bölgenin boşalmasında pay sahibi olmuştu.

 

Afganistan’ın başına gelenin Ukrayna’nın başına gelmemesinde, ABD ve müttefiklerinin dikkatli adım atmasında; sağlıklı, makul, aktif ve güçlü bir diasporanın, uluslararası toplum hassasiyetinin de etkisine tanık oluyoruz.

 

KCK döneminde bölgemizi terk edişler bir kez daha ivme kazanmıştı. Elbette insani, maddi ve manevi değerlerimizin bölgemizi terk etmesi, yaşamayacağı hale getirilmesi, terk etmeye zorlanması en az son yüz yılın konusudur. Ancak bu bir gelenek haline gelmeye başladı ve bizim bunu durdurmamız gerekiyor. Bunun yolu da bölgemizi her haliyle kabullenmek, benimsemek, sahiplenmek ve daha iyi olsun diyerek çalışmalar yapmaktır.

 

Bunu da ancak aktivistler, sivil toplum kuruluşları ve sivil siyaset başarabilir. Şimdi başlanırsa kısa ve uzun vadede iyileşme, güçlenme başlar. Şimdi başlanmazsa daha da kötüleşir.

 

Şunu diyebilmemiz gerekiyor: Topraklarımızı terk etmeyeceğiz! Terk ettiysek de modern yaklaşımları topraklarımıza taşıyacağız; geriliğe, zorbalığa, nezaketsizliğe geçit vermeyeceğiz. Bireylerimizin, ailelerimizin huzurunu, konforunu ve refahını tehdit eden, iyileştirmeyen dış ve iç etkilere izin vermeyeceğiz.

Bu makale toplam: 4179 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:21:25:56
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Aziz Yağan

Yazarın Önceki Yazıları

Suçluları ve Suçlarını Öven Devrimciler Legal Apocuların Demokrasi İttifakı ve ‘Kurdi’ Ayak Legal Apocuların Olası Yeni ‘Bedel Ödeme Zamanı’ Bölgenin Yaklaşan Zamanı ve Bilincimiz Kuzeyliliğin Esasları ve PKK’ciliğin Esasları PKK’nin, Apocuların, PKK’cilerin Kimyasal Silah Kullanıldığına Dair İddiası PKK’nin Bölgemize, KBY’ye Savaş Tehdidi ve Kuzey Toplumu Aziz Yağan: Kürdce mi, Statü mü, Yoksa İkisi Birden mi? Kimi Kürdler HDP için Yine KürTleşmenin Eşiğinde Çocuklarını Yiyen ve Yedirten Kürd Toplumu (I) Kürdce, KürD Hareketi ve KürT Aydınları Gri Alan, Beyaz Alan, HAK-PAR, Kürd Seçmen Kılıçdaroğlu, Bablekan ve İmralı Kimi Kürdün Adalet, Eşitlik, Yardım İsteme Biçimi Kürdler Öfkeli Türk Kalabalıklarından Nasıl Korunabilir? Orman Yangınları, HDP, Öfkeli Türk Kalabalıkları ve Kürdler Manavgat Yangını ve Yaklaşan Şiddet Tehlikesi HDP’nin Kürde Kaybettirici, Kutuplaştıcı Politikası Afyon ile Kuzey Arasındaki Mekik Kaç Zengin, Kaç Vekil Çıkarır! İğneli Beşik, Mum Söndü, Kuyruklu’dan İlk Gece Hakkı’na Edebiyat Editörü, Yazar, Taşra Gönüllüsü Kürd Yazar (II) Edebiyat Editörü, Yazar, Taşra Gönüllüsü Kürd Yazar (I) Aldatılanı Aldatmak Coğrafi Statü ve Kültürel Kimlik Ayrımı PKK’den İbrahim Güçlü’ye Bir Tehdit Daha Kürdler ve Ankara İttifakları Olası Şengal Katliamını Kürdler Durdurabilmeli HDK ve Kürdistani İttifak Çalışması Kürdler Yeni Anayasada Nasıl Yer Alabilir? Ankara’da İstenmeyen HDP’nin Kaderi Kimin Elinde? Kürdce Anadili Kampanyaları ve Sivil Alan Kürdlerde ”Şimdi” nin İcadı ve İnşası(*) Trump Kürd Olsaydı Bazı Kürdler O’na Terörist Der miydi! Kürd Reformu Söylentilerindeki Eksik Kürdistan Bölgesel Yönetimi Ne Yapmalı? PKK’yi Yabancı Bir Örgütten Tanımak, Tanımlamak PKK’nin Yeri Neresi? Düşmanları Sevindirmeyenler KBY, PKK için Önlemler Almalıdır Kürdistan Bölgesel Yönetimine Çağrı Ey Dünya, Kötülüğün Kaynağı Bu Kez Ahiretsizler Kürdlerin HDP'ye mesafesi Leyla Güven’in Kürdlüğü, Berberoğlu’nun Türklüğü Osman Baydemir Apocu mu, değil mi! KürT aydını ile KürD aydını Öcalan, Aidan James, PKK PKK’yi Terk Edemeyenler ''Benim Ülkem Dilim'': Topraksız ve Statüsüz Çerçeve (I): Kangren Kulp’ta Beş Kürd Daha Parçalandı Şeyh Abdulkerim Çevik’i Öldürmeyeceksin! Uygur Türkleri, Kürdlerin Yaklaşımı ve Dünyanın Geri Kalanı Sıra Kürd Dili ve Kültüründe mi? Tanrı Vardır ve Adı da Petrunya’dır Kürd Temsiliyeti de Nesi? Ayrışalım (III) -Rojava Kahramanları- Ayrışalım (II) Ayrışalım SUSAMAM, rapçı Miraç, Kürd Yanılsaması Karşılıksız Aşığın Kürd Hali Kayyım Atamaları Kime Karşı: KürDlere mi, KürTlere mi, Halklara mı? İyaz bin Ganem’e karşı İlhan Diken!!! Bağlar Belediye Meclisi: Medeni Ölüm 160 TL İstanbul’da Seçmen ve Aday Uyumu Kürdler İçin de 'Her Şey Çok Güzel Olsun!' Selçuk Mızraklı, Zorbalık, Handan Ekici Cumartesi Anneleri ve Sivil Alan 24 Haziran’da ne yapmalıyız? HAMLE: Şuursuzluğa Karşı HAMLE: Ciddiyete Davet! Onur Ünlü’den ‘Gerçek Kesit: Manyak’ HAMLE: Yerel Seçimleri Kazanmak, ama Nasıl? Afrin’de Siviller Öldükçe Güçlenmek! HAMLE: Peki ama Hangi Partiyle? HAMLE: Reform için Yerel Seçimler Ferdinand: Daima kendiniz olun ve Tres’e ne olduğunu sormayın! Beden ve Ruh: Bağımsız Kişilikler Ali Kemal Çınar û Génco Kemal’in ‘Adalet’i ve Kürtler İşkenceciler Çocuklarını Sevebilir mi? İllegalite ve Kürdler Sesi kesilen taşlar ve onların arasında bir şair Sansüre Karşı ‘Zer’ Kürdler; Rejim Yanlıları ve Karşıtlarının Fedaisi mi! Aziz Yağan-İrfan Burulday; Parlamentodaki Siyasi Partilere ve Kürd Seçmenlere Çağrı Geçmişle hesaplaşma, yarına köprü: Geçersiz oy Evet, Hayır, Boykot ve Kürdler için 4’üncü yol Biz O Hendekleri …! Ariel’den Arielle’ya: Küçük Deniz Kızı Türkiye, Almanya, Hollanda ve Nefret Söylemi Vank’ın Çocukları: Tarihsel Hakikat Mücadelesi Aziz Yağan: Türkiye’de toplumsal ve bölgesel anlamda Kürtlerin temsiliyeti yoktur Jale ve Mehmet Elbistan Vatandaş Anadilinde Konuş! Kürd Tarafı ve Post-Olgusal Siyaset Prensim, Ömrümün Kalanı Sensin! Derik Kaymakamına Sabotaj Ekşi Elmalar’a ilaveten PKK ile Nereye Doğru? Atatürk’ünü Arayan Ahmet Altan PKK Vekilleri Öldürmeyi Denedi mi! Yılmaz Erdoğan'ın Ekşi Elmalar'ı Kürdler Onursuz, Benliksiz, Haysiyetsiz mi! Kürdlerin Acılarıyla Alay! İki Ustadan Kısa Bir Film: Borrowed Time Kalandar Soğuğu: Bi Dur Be Adam! Medeni Ölüm, Alternatif Model, Fahriye Adsay Sevimsiz Düşünüşler... Halay, Abdullah Keskin, Avesta Koşun Kürtler, Köşede Kurtlar Şeker Dağıtıyor! Mustafa Kemal'in İçimizdeki Askerleri Haksızlık: 'Madımak: Carina’nın Günlüğü' Küçük Prens Kor’u Kor Yakar Demirkubuz'un Bulantısını Gözardı Etmemek Gerek Kuzeyliler Kuzey’e Sabitlendi mi? Kaplumbağa Kabuğu İçindeki 'Yitik Kuşlar'! Heine, Faşizm ve Romansero-Bimini Kürdler ve Diğer Milletler Terörist Değildir Hendek Tatbikatı sayesinde Tanrı Türk'ü Koruyacak Yas Öyküsü Cizre’de Çıkış Yokmuş, Peki Kuzey’de Var mı? İttifakın İç’ten Olanı Hey Sevgilim!.. Yok Bişey Lanetli Olan Mekanlar Değil İnsanlar IŞİD Alevilere saldırır mı? İç Savaş Kılıftır Acildir! Tüm Kürdlerin Dikkatine! Çocuklarımızı Yedirten ÖzYönetim! Sahte Kül Kedisi Bal Kabağını Yolda Yer FİLİZ KORKMAZ’ın anısına İslami Bireylere Günahkar Diyarbakır Hay Way Zaman / Dersim'in Kayıp Kızları Asasız Musa / Musayê Bê Asa Hayastan Aynı Yıldızın Altında Sen Aydınlatırsın Geceyi Bir Dersim Hikayesi Halam Geldi Günahın Dokunuşu / A Touch Of Sin Fare sen aslında... Pieta / Acı – Aziz Yağan
x