İsmail Beşikci: Irkçılık Hakkında …

Irkçılık Hakkında …

Kişi olarak, ‘senin rengin kara, sen beyazların içine karışma, senin yaşam alanların, bütün toplumsal kurumların … ayrı olsun’, ırkçılığına göre, ‘Kürdler, Türklerle birlikte yaşayacak, ayrım-gayrım yok, sen Türklerle birlikte yaşayacaksın, ama, kendi kimliğini, dilini kültürünü reddederek, Türkleşerek, Türk olarak, Türk dili ve kültürüyle yaşayacaksın, Türk gibi yaşayacaksın … ‘ ırkçılığının çok daha ağır, ezici, yok edici bir ırkçılık olduğunu düşünüyorum.

İsmail Beşikci

07.03.2022, Pts | 11:57

Irkçılık Hakkında …
Makaleyi Paylaş

1990’ların spikerlerinden Gülgûn Feyman, ‘ben dil uzmanıyım’ diyerek, Kürdleri, Kürdçe’yi küçümseyen, aşağılayan, horlayan bir konuşma yaptı. (T24, 16 Şubat 2022) Ali Duran Topuz, ‘Kürtçe Cahili İleri Kürdologlar Nereden Çıkıyor? başlıklı bir yazı ile bu konuşmayı eleştiren bir değerlendirme kaleme aldı. (artıgerçek, 17 Şubat 2022)

Aynı sıralarda, milliyetçilik, ırkçılık, şovenizm gibi kavramları değerlendiren bir kitap yayımlandı. (Ercan İlgin, Milliyetçiliğe Yeni Bakış, (Hîvda İletişim, 2021, İstanbul) Bu üç yayının dikkate alarak ırkçılık kavramıyla ilgili bir değerlendirme yapmaya çalışacağım.

‘Yüzlerce değişik lehçeler var, Kürdler birbirlerini anlamaz’, ‘Kürdçe medeniyet dili değildir’, ’ilkel milliyetçilik’ gibi söylemler, Kürdlerin, Kürdçe’nin inkarı, imhası yolunda devlet tarafından üretilmiş sloganlardır.

‘İlkel milliyetçi’, ‘ilkel milliyetçilik’ gibi kavramları, 1960’ların sonlarından itibaren, 1970’lerde ve sonrasında, daha çok Milliyetçi Hareket Partisi taraftarı politikacılar, yazarlar, üniversite mensupları kullanırlardı. Bu tür kavramlar, Kürdlerde, milli düşüncenin filizlenmeye başladığı yıllarda, Kürd, Kürdçe sözcükler anılmadan, Kürdleri, Kürdçe’yi hor görmek, aşağılamak, küçümsemek için kullanılırdı.

Gerçek, şüphesiz hiç böyle değildir. 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesinden sonra, Türkiye’de Kürdlerin, Türklüğü konusu çok konuşulurdu. Bu, basında, ilkokuldan üniversiteye kadar bütün eğitim kurumlarında, sivil toplum kurumlarında çok konuşulan, tartışılan bir konuydu.

Askerliğimin bir bölümü 1963 yılında, yaz aylarında, Hakkari’de, Şemdinli’de sınır bölgelerinde geçmişti. Bölükte Kars Arpaçay’dan bir er vardı. Bu dönemde, sınırda, Kars Arpaçay’dan bu er ile peşmergeler arasında çok rahat bir konuşma geçmişti. Arpaçay (Kars) Şemdinli arasında 650 km. kadar mesafe var. Şemdinli tarafında sınırı geçince Bradost bölgesine varıyorsunuz. Arpaçay-Bradost arasındaki mesafenin 700 km. olduğu söylenebilir.  Bradost’un batısında da Barzan bölgesi yer alıyor. (bk. İsmail Beşikci, Söz Konusu Vatansa Bilim Teferruattır, Anılar, İBV Yayınları, Mayıs 2021, s. 23-25)

Bu çerçevede, ‘Çok lehçe var, Kürdler birbirlerini anlamıyor’, ‘Kürdçe medeniyet dili değildir’, ‘ilkel milliyetçilik’ …  Diyenlere şunu sormak gerekir: Kürdleri, Kürdçe’yi inkar etmek, Kürdçe’yi yasaklamak, gelişimini önlemek için binbir türlü önlem almak, hangi uygarlığın, hangi medeniyetin işidir? Hem Kürdçe’yi yasaklayacaksınız hem de Kürdler birbirlerini anlamıyor, Kürdçe medeniyet dili değildir, Kürdçe 25-30 kelimeden ibarettir, ilkel bir dildir…’ diyeceksiniz. Ondan sonra da ‘Türkiye’de ayrım gayrım yok, herkes eşittir…’ diye şişineceksiniz.

                                                                            ***

1950’lerde, 60’larda ve daha sonraları, Güney Afrika’da, beyaz yönetim, yerlilere şunu söylüyordu: ‘Sizin renginiz karadır. Siz beyazların içine karışmayın. Sizin, mahalleleriniz ayrı olsun, okullarınız, hastaneleriniz, ayrı olsun, taşıt araçlarınız, kafeleriniz, ayrı olsun, parklarınız, bahçeleriniz, sinemalarınız, plajlarınız … her kurumunuz ayrı olsun.  Siz beyazların içine karışmayın.’

Beyaz yönetim, bu anlayış çerçevesinde, ‘Bantustan’ denen, dikenli tellere çevrili çok geniş alanlar kurardı. Bantustanların alt yapı hizmetleri çok elverişsizdi. Sık sık elektrik kesintileri olurdu. Sık sık su kesintisi olurdu. Sık sık kanalizasyonlar tıkanırdı. Ama buralarda yerliler kendilerini, kendi hayatlarını yaşardı. Yerlilerin kendi aralarında kavgalar olduğu zamanlar, beyaz yönetimin polisleri, Bantustanlara giremezdi. Buna ırkçı yönetim Apartheid deniyor.

Irkçılık, 17 yüzyılın ortalarından itibaren Boerlerin Güney Afrika’ya, Kap’a yerleşmeleriyle başladı. Boerler Hollandalı göçmenlerdi. Bölge 1795 yılına kadar Hollandalılar tarafından yönetildi. Bölge, 1806’da İngilizlerin eline geçti.

1950’lerde ve daha sonraları ABD’de de benzer bir süreç yaşanıyordu. Afrika kökenli siyahiler, beyazların bindiği taşıt araçlarına binemezdi. Siyahiler çocuklarını, beyazların çocuklarının gittiği okullara gönderemezlerdi. Beyazların girip çıktığı sinemalara siyahiler gidemezdi. Beyazların girip çıktığı kafelere, eğlence salonlarına siyahiler giremezlerdi. Özellikle, Florida, Georgia, Tenessee,, Alabama, Luisiana, Teksas, Kansas, Colorado, New Meksico, Arizona, California, Newada gibi ABD’nin güney eyaletlerinde bu çok yaygın bir tutumdu. ABD tarihinin kara lekesi olarak bilinen Klu Klux Klan (KKK) faaliyetlerinin en çok bu eyaletlerde gerçekleştiği yakından bilinmektedir.

Klu Klux Klan örgütü, Afrika kökenli siyahilere karşı, 1860’ların ortalarında, Kuzey, Güney Savaşı sırasında kurulmuştu.

Malcolm X’in (1925-1965), Martin Luther King’in, (1929-1968) Angela Davis’in (d. 1944, Alabama) bu ırkçılıkla mücadeleleri dikkat çekici bir süreçtir. Malcolm X’in, Newyork’da, Martin Luther King’in Tenessee’de  suikastle katledildiği en ufak ayrıntısına kadar açık bir şekilde biliniyor. İnsan Hakları savunucusu Angela Davis’in savunmaları nedeniyle baskıya, soruşturmalara uğradığı biliniyor.

                                                                            ***

Türkiye’de, Türk yönetimi, Kürdlere şunu söylüyor: Ayrım-gayrım yok, beraber yaşayacağız. Kürdler-Türkler birlikte yaşayacak. Ama kendi öz kimliğinizi, dilinizi, kültürünüzü reddedeceksiniz. Türkleşeceksiniz, Türk olacaksınız. Benim dilim-kültürüm vs. taleplerinden vazgeçin…

Böyle bir sonuca ulaşmak için, devletin, 1920’lerden beri daha doğrusu Cumhuriyetle birlikte Kürdlere, Kürdçe’ye karşı çok yoğun çok yaygın asimilasyon politikaları geliştirdiğini, uyguladığını yakından biliyoruz. Bu politikaları, uygulamaları Kürdleri aşağılayarak, Kürdlere hakaret ederek yaşama geçirdiği de yakından biliniyor.

artıGerçek TV’de, Alin Ozinian, 12 Şubat 2022 günü, Ali Duran Topuzla, ‘Alevilik, Kürdçe yasakları, ’Kamber Ateş nasılsın?’, İpek Ateş …’  konularında bir söyleşi gerçekleştirdi. Bu söyleşide, Ali Duran Topuz, çok dikkate değer bir olay açıkladı. Ali Duran Topuz, şöyle dedi: ‘1930’larda, devlet, aydınlar, Türkçe bile bilmeyen canlılardan söz ediyorlardı.’ Dikkat edelim, ‘Türkçe bile bilmeyen insanlar’dan söz edilmiyor. ‘Türkçe bile bilmeyen canlılar’ denerek, Kürdler hayvan olarak nitelendirilmeye çalışılıyor, insan olmanın temel koşulunun, Türkçe bilmek olduğu vurgulanıyor.’

Kişi olarak, ‘senin rengin kara, sen beyazların içine karışma, senin yaşam alanların, bütün toplumsal kurumların … ayrı olsun’, ırkçılığına göre, ‘Kürdler, Türklerle birlikte yaşayacak, ayrım-gayrım yok, sen Türklerle birlikte yaşayacaksın, ama, kendi kimliğini, dilini kültürünü reddederek, Türkleşerek, Türk olarak, Türk dili ve kültürüyle yaşayacaksın, Türk gibi yaşayacaksın … ‘ ırkçılığının  çok daha ağır, ezici, yok edici bir ırkçılık olduğunu düşünüyorum.

                                                                    ***

Burada, bir konuya daha dokunmak gereğini hissediyoruz.  Resmi ideolojini şöyle bir söylemi var: Türkiye’de ayrım-gayrım yoktur. Türkiye’de herkes her kurumun başına gelebilir, devlet bürokrasisinde her kademede görev alabilir. Örneğin, Kürdler, öğretmen olabilir, kaymakam, vali olabilir, genel müdür vs. olabilir. Emniyet teşkilatında görev alabilir, orduda görev alabilir, general de olabilir, milletvekili vs olabilir. Bakan, Başbakan, hatta, Cumhurbaşkanı olabilir… vs.  Bu sadece resmi ideolojinin görüşü değildir. Genel olarak basın mensuplarının, yazarların, üniversite öğretim üyelerinin vs. görüşü de bu merkezdedir.

Peki, devlet bürokrasisinde her kurumun başına gelebilenler Kürd olabilir mi? Hayır… Kürd olmanın gereklerini, örneğin anadilde eğitimi talep edebilir mi?  Hayır. Zaten devlet bürokrasisinde, her kurumun başına gelebilmenin temel koşulu, Türk olmaktır. Kürd olmayı reddetmektir.

1982 Anayasası madde 66 şöyle demektedir.  Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. 1991 yılındaki Halkın Emek Partisi (HEP)’ten, Halkların Demokratik Partisi (HDP)’ye kadar olan gelişmeler hatırlayalım. Bu madde gereğince Kürdler de herhangi bir Türk gibi siyasal parti kurabiliyor, siyasal partilerde görev alabiliyor. Milletvekili vs. olabiliyor. Ama Kürdlerle ilgili hak talebİnde bulundukları zaman sorunlarla karşılaşıyor. HEP’ten HDP’ye kadar bütün siyasal partilerin Kürdlerin demokratik ve ulusal haklarını talep ettikleri, savundukları için Anayasa Mahkemesi’nce kapatıldıkları biliniyor. 1990’lardan itibaren, TBMM’nde dokunulmazlıkları kaldırılan milletvekillerini hemen hemen tamamının Kürdler oldukları da yakından biliniyor.

                                                                    ***

 

Güney Afrika’da 1990’nda Nelson Mandela’nın (1918-2013) cezaevinden tahliye edilmesinden sonra Güney Afrika’da ırkçı beyaz yönetimin etkisi kırıldı. Yerlilerden oluşan hükümetlerin veya yerlilerin de yer aldığı hükümetlerin gelişmesi sürecinde ırkçı yönetimlerin etkisi tamamen kırıldı. Nelson Mandela’nın başkanı olduğu Afrika Ulusal Kongresi’nin bu konudaki rolü büyüktür.

ABD’de de ırkçı yönetimlerin etkileri çoktan kırılmıştır. Barack Obama’nın (d. 1961) 2009-2017 yılları arasında başkanlık yapması bunun doruk noktasıdır. Bugün Afrika kökenli siyahilere, ABD yönetiminin her kademesinde rastlamak mümkündür. Kongre’de de, Senato’da da, eyalet yöneticileri valiler arasında da, orduda da, basında, yargı organlarında, üniversitede de, havaalanlarında pasaport kontrolü gibi işlerde de   Afrika kökenli siyahilere rastlamak mümkündür. Örneğin, 1970’lerde, 80’lerde, baskıyla, soruşturmalarla karşılaşan Angela Davis’in 1995’ de, Kalifornia Üniversitesi’nde bir kürsünün başına getirildiği bilgimiz dahilindedir. Klu Klux Klan faaliyetlerinin azaldığı, giderek yok olma sürecine girdiği de açıktır.

Ama, Türkiye’deki ırkçı yönetim ise, özellikle Kürdlere karşı varlığını sürdürmektedir. Kürdleri Türk yapma programının kararlı bir şekilde yürütüldüğü vurgulanmalıdır. Kürdçe konuşanlar hakkında, hala, orada-burada soruşturmalar, davalar açılabilmesi, çocuklara ilişkin, Kürdçe yayın yapan televizyonların kapatılması, yollarda, caddelerde, sokaklarda, yön bildiren tabelalardaki Kürdçe sözcüklerin çıkarılması … bu doğrultuda gelişen politikalarla ilgilidir.

Bütün bunların ötesinde, anadilde zorunlu eğitime karşı çıkılması, devletin ve hükümetin asimilasyonu sürdürme niyetini, bu niyet çerçevesinde oluşturulan politikaları açıkça göstermektedir. Kürdler, tarihin bilinen en eski çağlarından beri, diyelim, M.Ö. en az dördbin yıldan beri bu topraklarda yaşamaktadır. Oğuzların, İran üzerinde Küçük Asya’ya göçleri ise ancak bin yılı bulmaktadır. Kürdlerin, binlerce yıldır yaşadıkları bu topraklarda öyle politikalarla, uygulamalarla karşılaşmaları şüphesiz çok büyük bir haksızlıktır.

                                                          ***

1990’lara kadar uygulanan Kürd, Kürdçe politikasını hatırlayalım. Anadilin inkarı, yasaklanması? Büyük Britanya’nın ve Fransa’nın, Afrika’da ve dünyanın başka yerlerinde geliştirdikleri sömürge yönetimlerinde böyle bir yasağın gündeme gelmesi söz konusu değildir. İspanyol ve Portekiz sömürge yönetimlerinde, Hollanda, Belçika, İtalyan, Alman sömürge yönetimlerinde de böyle bir yasak ve inkar gündeme gelmemiştir. Birinci Dünya Savaşı’ından sonra, Büyük Britanya tarafından Irak’ta, Fransa tarafından Suriye’de kurulan manda (sömürge) yönetimlerinde de böyle bir durum söz konusu değildir. Kürdistan’ın İran, Sovyetler Birliği, Rusya kesimlerinde de böyle bir uygulama yaşanmamıştır. Anadilin yasaklanması, inkarı, sadece Türk Egemenlik Sistemi’nin Kürdleri, Kürdçe’yi algılama sürecinde gündeme gelmiştir. Kararlı bir şekilde uygulanmıştır. Kürdçe yasaklarının, inkar ve imha sürecinde gündeme geldiği bilinmektedir.

Gelelim, Ali Duran Topuz’un sorusuna: ‘Kürtçe Cahili İleri Kürdologlar Nereden Çıkıyor? Bu soru, makbul vatandaş olup olmama, makbul vatandaş kabul edilip edilmeme durumuyla yakından ilgilidir. Eğer Kürdleri, Kürdçe’yi aşağılayan, horlayan bir yazı yazarsanız, konuşma yaparsanız, ‘Kürdçe zaten 25-30 kelimeden ibaret ilkel bir dildir, Kürdçe medeniyet dili değildir, onlarca lehçe var, dağın bir tarafındaki Kürd öbür tarafındaki Kürdle anlaşamıyor vs. derseniz, ‘ilkel milliyetçilik’ten söz ederseniz …  makbul vatandaş olursunuz.  Siyasal ve ekonomik hayatta önünüz açılır. Çünkü resmi ideoloji böyle bir vatandaş istemektedir. Böyle bir vatandaş yaratmaya gayret etmektedir. Aksi halde, siyasal, toplumsal, ekonomik hayatta hiç hesap etmediğiniz güçlüklerle karşılaşabilirsiniz.

Bütün bunlara rağmen, özellikle batılılara karşı, ‘tasada kıvançta bir bütünüz’ söylemi de sürdürülmektedir. Halbuki, Kürdlerin hiçbir başarısına genel olarak Türklerin ortak olduğu görülmemiştir. Kürdlerin yaşadığı acılara genel olarak Türklerin ortak olduğu izlenen, gözlenen bir süreç değildir. Bu kanımca egemen ulus kibriyle ilgilidir. Burada, ‘hiçbir’ sözcüğü çok aşırı denebilir. Şüphesiz, Kürdlerin acılarına, sevinçlerine ortak olan birkaç Türk’ün varlığından söz edilebilir …

Kürd tarafında durum bunun tam tersidir. Türklerin sevinçlerine en çok Kürdler katılır. Türklerin yaşadığı acıları en çok Kürdler paylaşır. Bu da aşağılık duygusuyla ilgili olabilir. Hatırlayalım, örneğin Kıbrıs’ta Türkler bir haksızlıkla karşılaşırsa buna en çok Kamuran İnan (1929 -2015) tepki gösterirdi. Kamuran İnan herkesten önce tepki gösterirdi. Aynı Kamuran İnan’ın Kürdlerin yaşadığı büyük acılar konusunda, örneğin Halepçe’deki Kürd soykırımında bile bir tepki göstermediği yakından biliniyor.

Bu makale toplam: 5385 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:01:54:11
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

İsmail Beşikci

Yazarın Önceki Yazıları

59 Yıl Sonra Şemdinli Kemalizm Ve Kürd Ulusal Sorunu III Ortadoğu Bir Ailenin Son 200 Yıllık Tarihi Tarih Okumaları, Kürdlerin Hikayesi Hewler’de, Soran’da ve Cambridge Koleji’nde Konferans Theodor Herzl Bize Ne Anlatıyor? Aforizmalar Son Yolcu Aydınlar Hakkında… Latife Fegan’ın Anıları Adil Yargılama/Yargılanma Mümkün mü? Kürd Aydınları İlim-Bilim Kürdçe Derslerinin Önemi Yaş 83…* Mezopotamya Uygarlığında Hakkari Kemalizm Ve Kürd Ulusal Sorunu - II Bediüzzaman’ın Hançeri Doğu-Güneydoğu Dernekleri Platformu* Destar Kitap-Kafe Kürdistan’ın Güney'ine Seyahat Kürd Tarihinin Yazılı Ana Kaynakları Bingöl-Van Gezi İzlenimleri Göbekli Tepe Hakkında… Güvenlik Munzur Çem’in Anıları Derve Cendere II Saatin İçindeki Sır Mehmet Öncü Kitapları Zarema, Yahudi Devleti Juli’nin Sesi ‘Ateşte Doğanlar’ Kadri Hoca… Kürt Hâkim Alevilik Üzerine II ‘Aleviler ve Sosyalistler’ Kitabı Üzerine Uygur Türkleri Başkanlık Seçimleri, ABD Üniversite Raporu OFra Bengio’nun Kürd Liderlere Eleştirisi Dr. Said Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde Maaş Sorunu… Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde PKK-Haşdi Şabi İşbirliği Ama Onlar Kardeştiler… Mustafa Suphi ‘Kürdistan Ortadoğu’nun Polonya’sıdır’ İSkan Tolun II Kürt Dil Hareketi (Harekata Zımanê Kurdî) II ‘Doğumun Ölümü’ Kürt Dil Hareketi (Hereketa Zimanê Kurdî) Kürdistan Bayrağı’nın ve KDP Binasının Yakılması Üzerine… Ermeniler, Kürdler, Azeriler Devrimci Doğu Kültür Ocakları Eylül 2020 Kürdler-Kürdistan Bir AİHM Başkanı Halepçe arşivlerinin yakılması ve KDP’ye saldırı Devran İskan Tolun Woodrow Wilson Harf Devrimi’nin Kürdler İçin Anlamı Mehmet Elbistan Kürtler, Şehir Şehirlileşme ‘Kürt Çalışmaları…’ Zini Gediği Katliamı Kürd Tarihini Kürdlerin Yazması… ‘Kürtlerin Kürt Olmama Hakkı’ II ’Kürtlerin Kürt Olmama Hakkı’ Değinmeler-2 Irkçılık Üzerine Seyid Ahmed Cebari Şengal, Afrin Mustafa Selîmî Kemalizm ve Kürd Ulusal Sorunu Orhan Kotan’ın Şiiri Leylan - II Kürt Meselesiyle İlgili Bir Projen Var mı? Leylan Xwebûn Orta Karadeniz’de Etnisite İlişkileri Alevilik Üzerine… Güvenli Bölge Duvarımızı Yapamadık… Doktor Said Alevilik ve Tarihi Bitlis ve Ahalisi 1916 Kürd Tehciri Bir Diplomatın Anıları Xızır Nasıl Ali Oldu? Kürd Tarihi Üzerine Gözlemler Adıyla Çağırmak Kürdistan’ın Güneyinde Soykırım Kürdlerin Tarihi Milliyetçilik Üzerine Hong Kong, Kürdistan ‘Kürtlerle Türkler’ Ortadoğu’da Devletlerin Kurulması Abdurrahman Qassemlu’nun Katledilmesinin 30. Yıldönümü Üniversitenin Bilim Anlayışında Temel Sorunlar Cumhuriyet, 19 Mayıs 2019 'Özgürlük İçin Sanat' Helsinki’de Sosyal Forum Teknoloji, Bilim, Eğitim Milletler Cemiyeti Döneminde Kürdler/Kürdistan Hewler - Duhok - Zaho Bir Tartışma Üzerine… Dönemin Romanları Eleştirilerin İzinde Rêya Heqîyê (Alevilik) ABD Ziyareti - IV ABD Ziyareti - III ABD Ziyareti - II ABD Ziyareti - I Berlin’de Dersim 37-38 Paneli Başur’da Siyaset Duhok-Hewlêr Gezisi Kürdçe Yasaklarının İşlevi ‘Aleviliğin Doğuşu’ II ‘Kimliksiz Çığlıklar’ Türkiye’de Adalet Arayışları 'Aleviliğin Doğuşu' Kürdlere Soykırım… Moskova’da Kürd Konferansı Cevat Geray’a Sevgi… Bilim Ahlakı Mahallenin Arkadaşları Selahattin Demirtaş’ın Şarkısı Canip Yıldırım Kütüphanesi Devşirmeler ve Devletsizler Dağ Kavmi - II Adaylar… Dağ Kavmi -I Geleceğini Belirleme Hakkı ve Kürdler Farhad Daftary, Şiilik Alevilik Şiizm ‘Türklük Sözleşmesi’ Timure Halil Hakkında … Düşmanlarını Sevindiren Bir Halk… Celal Talabani... Kürdler Zoru Başardı… Bağımsızlık... Güvenlik... Domino Etkisi Referandum-Bağımsızlık Tartışmaları Danimarka Seyahati Sekesûr’da Kürd-Alevi Soykırımı İnsanlık Araştırmaları Merkezi Fahriye Adsay’ın Eleştirileri Üzerine… Bir Kürd... İki Kürd... Üç Kürd Yezda... Ermeniler, Kürdler… Yeni Bir KDP Kurma Çalışmaları Hasta Adam Avustralya Gezisi Hayatımdan Kesitler Birey Toplum İlişkileri Peşmergelik Yüce Bir Değerdir Kaderine Küsmek Kürd Halkının, Kürdistan’ın Başı Sağolsun… Kürdistan’ın Hayırlı Evladı Doktor Said Suriyeli Mülteciler Parlamento Milli Düşünce Sempozyumu Desmond Fernandes Kürtlerin Bulunduğu Ülkeler Bölünemez!... Kürtler Ne İstiyor? Eşkiya 28 Devlet Bağımsız Kürdistan’ı Tanımayacak... Devlet, İslam, Kürdler ve Darbe Pencinarîler II Pencinarîler I Azim... 'Afrika Edebiyatı' Üzerine… Yaresan (Ehl-i Hak) Rêya Heqîyê, Ezdan Zağros’un Ötesine… Süleymaniye Merkez Güvenlik Karargahı 'Peçar Tenkil Harekatı/1927' Üzerine Birkaç Söz İttifaklar Mahmut Yeşil’e Sevgi… Tunceli Kanunu, Getirdiği Esaslar ve Devletin Asimilasyon Planları Yakındoğu’nun İmhası ve Pontus Sorunu Keşiş’in Torunları Dersimli Ermeniler Anlıyorum Ama Konuşamıyorum 1128 Akademisyen Yaşar Kaya Alevilik... Elveda Güzel Vatanım Alevilerin Kitabı Uluslararası Barışı Kurma Çabaları, Kürdler/Kürdistan III Uluslararası Barışı Kurma Çabaları, Kürdler/Kürdistan II Uluslararası Barışı Kurma Çabaları, Kürdler/Kürdistan (I) Komkurd-An Nelson Mandela - Aziz Sancar Barış, Yüzleşme, Müzakere İBV Hewler Temsilciliği 558. Oturma Şengal’i Ziyaret Şengal TBMM Kürdlerde/Kürdistan’da Ana Sorun Özyönetim Üzerine... Norveç Seyahati Alaine Tuoraine’e Eleştiri Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde Yönetim Zaafları Güneşin Krallığı Keyakisar Barzani bir dönem daha görevde kalmalıdır Temel şart Kürdistan Ordusu! Girê Spî'nin Kurtarılması... Üniversitenin Ana Sorunu Mardin: Hüzünlü Kent Alevilik-Müslümanlık Osmanlılar ve Acemler Arasında Kürdler İslam’ın barış, huzur, adalet ve eşitlik anlayışı Kerbela’da son buldu Kürd Kültürü Neden Yağmalanıyor? Kürd Êzidîlerin Azizesi 'Begê' İki Olay Üzerine Düşünceler Barış ve Çözüm Süreci - III Eleştiriler Ev Jin û Mêrê bi Maskê Barış ve Çözüm Süreci - II Murat Bozlak’a sevgiler... Barış ve Çözüm Süreci… Rejim, İslamileşme, Kürdler/Kürdistan Alman Şarkiyatçı Dr. Friç Soykırımlar ve Devletsiz Halklar IŞİD’in Zuhuru Şeyh Ahmet, IŞİD Saldırıları ve Osman Baliç'in Katili Ulusların Kendi Geleceklerini Tayin Hakkı ve Kürdler/Kürdistan Bitlis Anıları, 1960’lı Yıllarda Bitlis’de Yaşam Uluslararası Bitlis Sempozyumu Barzaniler Değinmeler İfade Özgürlüğü ve ABD Türk Siyasal Kültürü Üzerine… Birleşik Krallık, Fransa, Kürdler/Kürdistan Anti-Kürd Uluslar arası Nizam Kürd/Kürdistan incelemelerinde temel soru... Ulus İnşa Sürecinde Dilin Rolü Mustafa Barzani'yi sevgiyle anıyoruz Düşün Hayatında ve Edebiyatta Kurumlaşmalar Yakındoğu’nun İmhası,1915 Ermeni Soykırımı ve Hrant Dink’in Katledilmesi Resmi İdeolojinin Temel Özelliği Roboski – Goyiler Türk-İslam Sentezi ve Kürd Sorunu Kürdistan sorunu her şeyden önce duruş sorunudur Barış
x